Onur Akın, Ahmet Kaya'ya karşı
Evrenselblok'ta Pan Monroe, Onur Akın'ı resmedip, "Bu tipin ülkeye vereceği ne var?" diye sorunca artık susmak kabiliyeti kalmamış oldu. Bu tip dediği devrimci-demokrat (ne demekse) şarkıcımız Onur Akın olmasa elbet söylenecek bir şey yok. Ama Onur Akın denince akan sular durulur buz olur bende.
Onur Akın'la ilk karşılaşmamız, 80 sonrası öğrenci hareketliliğine 1 Aralık Basın-Yayın işgali olarak geçen eylem sonrası yaşanan gözaltılardaydı. Her zamanki talihsizliğimle gözaltına alınmış olsam da, çevik otobüsünde şansım yaver gitti ve cüzzamlıymışım gibi kimse yanıma oturmadı. Böylelikle boş kalan koltuğa bir çevik kuvvet memuru kurulunca yol boyunca çok samimi bir sohbet geliştirdik. Öyle ki enseye tokat denilen türden bir muhabbet.
1. Şubeye vardığımızda bir garaj dolusu insanı başlarına montlarını geçirip çömeltilmiş halde bulduk. Az sonra davudi bir ses, "Bu bağlama kimin lan!" diye haykırınca ince ve ağlak bir ses "Benim" diye ortaya çıktı. İlkay Akkaya ile birlikte Grup Baran'dan tanıdığımız Onur Akın'dı bu. Davudi ses, onu çağırıp "Ne çalıyon lan sen bunla?" diye sorunca, "Müzik" deyiverdi tabi garibim. Tabi ki karşı taraf tatmin olmadı bundan ve "Nasıl müzik yani?" diye devam etti. "Özgün müzik" dedi Onur Akın. "Haaa" dedi sesin sahibi, "Ahmet Kaya gibi!" "Değil" dedi bizimki, "biraz daha farklı." Tabi tüm muhabbet sırasında da enseye tokat denilen türden samimiyet yaşanıyordu aralarında, tıpkı bizim otobüste diğer arkadaşla yaşadığımız gibi. Samimiyetin tek yanlı olması iyi değilse de, hiç olmamasından iyiydi.
Onur Akın büyüdü, özgün müzik yaptı. Ahmet Kaya'dan da biraz farklı yaptı gerçekten. O ağlak ve sızlak sesiyle, ağlak ve sızlak bir biçimde yaptı. Vedat Türkali'nin güzelim İstanbul şiirinin ırzına geçmekle kalmadı, "isssss.....taaa..aa.annn...bullllll" diye de bir yer ismi hediye etti memlekete. İşte, Pan Monroe'ye diyeceğim budur. Memlekete vereceği ne var bu tipin diye sormadan evvel düşünmek gerekir.
O vakitler Ahmet Kaya, daha o melun olay yaşanmadan devrimci-demokrat sol tarafından linç edilmişti. Arabesk deniyordu onun müziğine. Solcu gençler içinde abilerinden gizli dinleyenler de vardı. Hani Ahmet Kaya da öyle ipe sapa gelir şeyler yapmıyordu. O zamanlar henüz trafiğin tek yönlü olarak aktığı İstiklal Caddesi'ne ters şeritten girmiş, "İşte devrimcilik böyle olur" diye ünlemişti. Alpay'ın Fabrika Kızı'nın ön tarafına "Bir mavi otobüs gelirdi, seni alır giderdi, o mavi otobüs var yaaaa, seni alııırr giderdi" yazmakla altına da imzasını atıvermişti. Alpay da kendisinden 50 bin gayme koparmıştı böylelikle.
Ama işte Ahmet Kaya'nın naif hareketleri ve dönem açısından anlaşılabilecek şarkıları, sol'un seçkinci duruşuna yeterince tersti. Kaldı ki Ahmet Kaya, yapabildiği oranda geliştirdi müziğini. Ağlama Bebek'le, Şafak Türküsü'yle kalmadı. Ama nedense Onur Akın'ın onun en kötü şarkılarını bile kat kat aşan ağlak şarkıları aynı tepkiyi görmedi. Üstelik dönemsel olarak da açıklanabilir yanı yok iken bu şarkıların.
O gün, o davudi ses'e "Ahmet Kaya'dan farklı bir müzik" derken de tüm bunlara yaslanıyordu Onur Akın. Yıllar geçti, kör öldü, badem gözler görünmeye başladı. O mavi otobüs geldi, Ahmet Kaya'yı alıp gitti. Herkes Ahmet Kaya'cı oldu. Sol içinde bile Orhan Baba, Müslüm Dede sesleri rahatça ünleniyordu artık. Onur Akın da "farklı bir tavırla" Ahmet Kaya arkası ağlamaların vazgeçilmez elemanı oldu. Kılıçdaroğlu için yaptığı şarkının Ahmet Kaya şarkısıyla aynı çıkması da onu yıldırmadı. O kadar çok zaman geçirmişti ki Ahmet Abi'siyle, anne karnından bu yana Ahmet Kaya dinlemişti ki; insanın kulağında kalıyordu bazı sesler, böyle benzeşmeler olabiliyordu. Öyle dedi, "isssss....taaa..aa..an....bull" dedi.
Ve ona Pan Monroe, "Bu tipin ülkeye vereceği ne var?" dedi. Şu adreste:
Bu karşılaştırmalar doğru değil, maksatlı. Fertlerin irtifasının mevcudiyetlerini sınama imkanı var. Ve her ferdin bir diğerine karşı nüfuzunun seviyesi tespit edilirse bu "özellikli, özel, karşı, kasıtlı" yorum olur. Ayrıca "Bu tipin ülkeye vereceği ne var?" sorusu kendini ele veriyor. Çünkü amacın toplandığı alan (ülke) ve o dar alana sıkışmış topluluk için ne adımı bu? Bir "sanal alana" göre kıyaslama ile ferdin diğerine göre nüfuzu, itibarı kaleme alınabiliyorsa, türümüzün türlü incelikleri sadece bu noktada eriyebilir. Fert kim olursa olsun, ondan daha itibarlı bir fert ancak sözde mümkün olabilir. Ancak dış etkilerle mümkündür. Bu yorumlarda zaten olguların "olma halleri"nde özde bir değişiklik yapmayacaktır.
YanıtlaSilaslında burda bir karşılaştırma yok. maksatlı bişey de yok. ne maksadı olabilir ki zaten bunları yazanın. birkaç gözlem var sadece. bunlar da bir maksatla gözlenmiş değil. kişisel olarak onur akın'ın kişiliği beni hiç ilgilendirmiyor. audi'siyle de bu yüzden ilgilenmiyorum. kendi kişiliğimin de onur akın'dan üstün olduğu iddiam yok. ama müziği (hatta olmayan müziği demek daha doğru belki) beni ırgalıyor. iss..taa..aan..bulll deyince konuşma hakkım doğuyor. müziğin en temel kuralı ”her sese bir nota”yı, ”bir sese beş nota” şekline dönüştürüp müzisyen olabiliyorsun. üç beş şiiri şöyle ezgili mırıldandın mı oluyor bu iş. ahmet kaya ile ilgili tavrı ise genel bir eleştiridir. öte yandan daha genel bir değerlendirmeyi yazımda ele alacağım.
YanıtlaSilöncelikle bu güzel değerlendirme için teşekkür ederim gerçekten.İlgi çekici bir yazı.Fakat anlamadığım bazı şeyler var elbette. Öncelikle, Onur Akın'ın geçmişi, ya da durduğu eksen üzerinden değerlendirmedim ben kendisini. Bir albümden diğerine sazıyla yaptığı müzikal yolculuk benim için çok daha önemli. "Bu tipin bu ülkeye vereceği ne var?" sorusunu sorduktan sonra düşünüyorum, ve buna yine bir cevap bulamıyorum. Kaldı ki, kimse Onur Akın'ın bizi muasır medeniyetler seviyesine çekmesini beklemiyor. İyi kötü, sanatında bir ufuk görmek istiyorum. Boktan bile olsa, bir çaba, yaptığı işe bir vecd duygusu hatta, Ajdar kadar yahu! Ben Onur Akın, kimliğine, davasına ihanet etmiş demiyorum; düşünce ve keşif tembeli, kötü bir müzisyendir diyorum. Yazıda da bahsettiğim gibi, bindiği araba zaten umrumda değil. Ne maksadım, ne garezim olabilir Onur Akın'a yahu :)?
YanıtlaSilTabi şu soruyu da sorabilirsiniz; "İyi de arkadaş, neden Onur Akın günah keçisi?" Cevabı benim açımdan basit; bu alanda ondan daha kötüsünü görmedim çünkü. İsterseniz bu özgün müzik konusunu enine boyuna masaya yatırıp, her ismi tek tek ele alabiliriz. Bundan keyif duyarım.
Ahmet Kaya'ya gelirsek; Ahmet Kaya'nın popüler kültür içinde bir varoluşu var ve bu her ne şekilde olursa olsun, bilerek bilmeyerek temsil ettiği değer adına önemli birşey. Hiçbirzaman bir A. Kaya dinleyicisi olmadım,fakat dediğim gibi, ona atfedilen konum önemlidir.Samimi de olsa, samimiyetsiz de olsa, heves de olsa. Sağlıcakla kalınız.
Bu arada, "bu tipin bu ülkeye vereceği ne var derken düşünmek gerekir." önermesi bir ironiymiş, ve bunu daha yeni farkedip uyanıyorum.
YanıtlaSilvelhasıl, bunu idrak edemediğime mi yanayım, yoksa anlatmak istediğimin anlaşılmış olmasına mı sevineyim bilemedim .)
doğrusu ya, ben de sizin yazınızı okuduğumda "şu tipin mıymıntı müziğine sonunda biri laf etmiş" diye sevinmiştim.
YanıtlaSil