niyork'ta nohutlu pilav yemenin binbir yolu...
[caption id="attachment_603" align="alignnone" width="549" caption="niyork atatürk bulvarı'ndaki pilavcı, istanbul'daki orijinallerini aratmıyor."][/caption]
ye ye ye, bi geceyi de huzurlu geçirmek nasip olmayacak mı arkadaş? dakka geçmeden ortalık karıştı işte. haa, diyceksiniz ki harlem'in cafcaflı yerlerinden çıkmazsan böyle olur işte. tamam da kardeşim insana da hareket, bünyeye de andrenalin lazım bi yerde. şu bira şişelerini toplamak için dönüp duran ihtiyara da gıcık oldum. musallat oldu başıma, iki de bir gelip gereksiz geyiğin dibine vuruyor. ama gürültüyü o koparmadı, taksi durağının berisine park edip müşteri bekleyen taksicinin üzerine çullanan durak taksicileri kopardı. hani manzarayı görseniz, taksici taksiciye bunu yaparsa insan insana ne yapmaz dersiniz. haa, sizi bilmem de ben aynen öyle dedim. bu durak taksicilerinin içinde birisi var ki, kudurmuş gibi saldırıyor garibana. küfürün biri bin para. az sonra levyeler, sopalar havada uçuşacak gibi duruyor. ama yok, diğer taksici pabuçun pahalı olduğunu gördü ve yavaş yavaş sürmeye başladı arabasını. giderken de "o küfürleri götüne sokcam senin" demeyi ihmal etmedi tabi.
işte bizim şişe toplayıcısı ihtiyarın gözünün parlaması bu sayede oldu: "sokar tabi abicim, baksana, it gibi saldırıyor adamın üzerine. ben gözümle gördüm. adamı masaya yatırıp hayvan gibi kestiler kafasını. 75'te, şişli'de bir meyhanede." "olabilir" dedim, "yapabilir yani." "yok yok" dedi adam, "bak şimdi, bunun kolu bacağı kesik bedenini buralarda bulursan şaşırma sakın, yapar abi, adama yapmadığını bırakmadı ki." "tamam abi" dedim, "yapsın, bana ne?" "bak" dedi eleman, "bunun gibiler çok geçti benim elimden, 71'de edirne'de askerken." "geçmiştir abi" dedim. "bak dinle, getiriyorlardı bunun gibi itleri. soruyordum konuşacak mısın diye. konuşmayacağım deyince ağzına kalın bir demir çubuk tıkayıp döküyordum tuzruhunu. kıvranıyordu bu böyle [taklidini yapıyor adamın] konuşacak mısın diyorum, yok diyor, basıyorum siyanürü ağzına. aynen it gibi titreyerek ölüyordu bunun gibiler." gideceği yok adamın, coşmuş bir kere. "71 darbesi olmuş, o zaman çavuşum, kim ne diyebilir askere. aynen kamyonla götürüp meriç'e döküyorduk bunun gibi köpekleri." işte o sıra nerden çıktıysa bir şişe toplayıcısı adam daha geldi. bu sırada kopan gürültüyü de bu bizim "it temizleyicisi" çıkardı. küfürün bini bin para diğer şişeciyi kovmaya çalışıyor mekandan. o esnada bunu tanıyanlar da geldi, kalabalıklaştılar. diğeri pabucun pahalı olduğunu görünce yaylanmaya başladı tabi. ancak giderken de "o küfürleri sana yedireceğim" dedi. ben de ortamdan hızla uzaklaşırken, "yedirir tabi abicim" dedim. "görmedin mi nasıl it gibi saldırdı adama!" ee, nohutlu pilava n'oldu dediğinizi duyar gibiyim. ulen sizde de azıcık akıl yok ha! kim bulmuş niyork'ta nohutlu pilavı da ben bulacağım. hadin, başka kapıya...