Hoşçakal Ali Sami Yen...
1988-89 sezonu sanırım galatasaraylı oluşumuzun tescillendiği yıldı. ali sami yen'in çok uzağında bir yerde sokaklara dökülmüş, deli gibi seviniyorduk. takımımız, avrupa şampiyon kulüpler kupası'nda yarı finale çıkmayı başarmış ilk türk takımı idi. coşkumuz binbeşyüz idi. o zamanlar televizyon'da bile nadir görürdük ali sami yen'i, yutkunarak izlerdik stad coşkusunu. küçüktük o zamanlar ama coşkumuz büyüktü. cevad'ıyla, tanju'suyla, cüneyt'i ve yusuf'uyla seviyorduk o takımı.
sonra yolumuz kesişti ali sami yen'le. yüzünü görüp, coşkusunu yaşama fırsatına da bulduk. öyle ömrümü geçirdiğim bir yer değildi elbet. toplasanız da 20-30 maça ancak gitmişliğim vardır. ne zaman beleş bir giriş buldum, o zaman aldım soluğu yanında.
ilk gittiğim maçta 5 yemiştik. chelsea, zola'nın önderliğinde sahadan silmişti bizi. hemen yanımda fenerbahçe teknik direktörü zeman oturuyordu. doğrusu ya, iyi başlamamıştım futbol yaşantıma. ama sonra işler düzelecek, üstüste 4. şampiyonluk ile uefa kupası da gelecekti.
2008 şampiyonluğunda mehmet bey'le katkımız küçümsenemez. o yıl, "gittiğimiz hiçbir maçta takım yenilmiyor" diyerek kaçırmadık hiçbir maçı. gerçekten de yenilmedi hiç galatasaray gittiğimiz maçlarda. bize saygısından dolayı, cadde tarafındaki kaleye attı gollerin çoğunu da. çünkü o kale hemen önümüzdeydi bizim.
son maça giderken o sene, "kiya hoca'm, olur mu sence?" demişti mehmet bey. "şu kayseri maçını alalım da" demiştim her zamanki temkinliliğimle. "sabri'ye de söyle, şut çekmesin, pas versin" dedim. maç öncesi şut çalışmasında bile kaleyi tutturamıyordu. hasan şaş bile daha iyiydi ondan. ama işte bana nispet yapıp 2 şutta iki gol yazdırdı sabri. sonrasında mehmet bey, içerde tv karşısında ben statta birbirimize telefonla bağlı olarak o geçmek bilmez dakikaları yaşadık. denizli'den gelen haber, ikinciliği kutlamaya hazırlanmış galatasaray camiasını göklere fırlattı. ve haklı bir gururu yaşadık şampiyonluktaki katkımız nedeniyle.
saymakla bitmez anılarım da yok orada. o büyük zaferlerin çoğunu da televizyon başında izledim. ama işte, yanından geçerken bile gururlanırdık ali sami yen'in. şimdi tarihe karışıyor o da. yaşantımızın bir çok nesnesi gibi, anılarda kalacak yalnızca. az ya da çok, iyi ya da kötü, anılarda yaşayacak.
hoşçakal ali sami yen, biz yine de mecidiyeköy'den gayrettepe'ye doğru yolumuz düştükçe gururlanacağız "burada ali sami yen vardı" diyerek. bütün o güzel yılları hatırlayıp, bir sigara tüttüreceğiz...
Şampiyon oldugumuz Kayseri maçından tam 4 yıl önce gene son maça şampiyonluk iddasıyla girmiştik. Rakip Trabzon'du. Lakin o zaman şampiyon oluruz diye pek inancımız yoktu ama Hagi'nin veda maçıydı. Trabzon'a 4 attık ama şampiyonluk gelmedi. Ama kimse de dert etmedi, zira herkes giden şampiyonluga degil, giden Hagi'ye aglamıştı.
YanıtlaSil