seni sevmiyor artık bu şehir!..
dönmek iyi bir fikir değildi belki. ama bu şehri yaşantımdan atmam da mümkün değildi. beni ben yapan herşey oradaydı işte : şırıl şırıl akan dere : kalenin kurulduğu tepe : saatlerce höykürdüğümüz o stad : günlerimizi bitirip gecelere başladığımız kahvehaneler : pavyonlar : ışıklar : gece yansımaları...
bütün okul hayatımı geçirdiğim lise'nin duvarlarını iki kat yükseltmişlerdi. gelen geçen beden eğitimi dersindeki kızları kesiyormuş meğer, bizim zamanımızda kimse kesmezdi beden eğitimindeki kızları, hocaları da yerinde bulamadım, hepsi özel okullara göç etmişlerdi.
belediye tiyatrosu'nun bowling salonu yapılmasını bi nebze kaldırabilirdi kalbim; ama o güzelim merkez bankası binasının yıkılıp yerine granit bir apartıman çıkıldığını görmeseydim.
herşeyin yerinde durduğu anlık bir yanılsamaydı, hiçbir şey yoktu benden geriye. her öğle ziyafet çektiğimiz hacı baba kebap salonu bile kapanmıştı.
aşık olduğum kızlar evlenmişti, arkadaşlarımın çoğu da burada değildi zaten.
amaçsızca dolaşmak canımı daha da sıkıyordu, hiçbir şey tanıdık değildi artık.
insanların değişmesine alışkındım. ama bir şehir, bir şehir değişmek zorunda mıydı? üstelik bir şehir, böyle kolayca değişebilir miydi?
bu şehre tutkundum halbuki; şimdi geride bir orospu bulmuştum yalnızca.
bu şehir bile beklememişti beni, hep özlemini duyduğum...
insan doğduğu şehirde daha net görüyor kaybolmuşluğunu.
seni sevmiyor artık bu şehir.
artık her yer gurbet sana.
soru şu:
kalsak : nerede?
gitsek : nereye?
dövünmek mi gerekir ille de; ayağına kapanıp haykırmak, yalvarmak umutsuzca!..
geriye dönen, bıraktığı kişiyi bulur mu ki? bekleyen; geriye döneni tanır mı ki?
ama ya baba ocağı, ya yar kucağı...
on yıl var ki ayrı idim hıra dağından : baba ocağından yar kucağından : bir demet dermeden sevgi bağından : huduttan huduta sürülmüşüm ben!..
neden birisi benim babam olsun ki? ne olursam olayım dönemiyorsam!..
neden birisi benim yarim olsun ki? ne olursam olayım, dönemiyorsam!..
ne olursam olayım dönemiyorsam!..
neden bir yer, yurdum olsun ki?
babamı öyle hayal ederdim; herşeyi yanlış yapıp, herşeyi tükettiğimde kapısını çalıp evine girebileceğim, bana bir şey sormayacak. herşey tanıdık işte, herşey yerli yerinde, şimdi beni izliyor ev ahalisi, bir şey demiyor hiç kimse. buzdolabının kapağını açıp akşamdan kalmış ne varsa bi şeyler atıştıracağım. sonra yine yanlış yaptım baba, yine yenildim diyeceğim...
ve beni samuel beckett gibi yanıtlayacaktı babam:
bir daha dene; bir daha yenil
daha iyi dene; daha iyi yenil!..
ama benim öyle bir babam olmadı.
ama benim hiç babam ölmedi!..
o zaman atı güneşe doğru sürmeli yeniden : ve fonda yine o bildik şarkı : ve ekran kızarıyor giderek : yazılar neredeyse belirecek :
......................BU MACERANIN SONU.........................
üzülme, hiçbir baba çocuğunun arzusunu karşılayamadı şimdiye dek-biz de seninle aynı durumdayız farklı sebeplerden, farklı sonuçlardan,sorunlardan-,ne de hiçbir yar...ne de hiçbir dost. hala bekliyor olmak, insani ilişkilerin hayalini, istenilen babayı kurmak güzel olan.değişim mi canını sıkıyor, sen değişmedin mi, ha değiştin ama değiştiklerinin iyi mi olduğunu sanıyorsun hep, sana yaradığını mı, bunu da sen bilemezsin; babana sor, dostlarına, yarine sor; bakalım onlar ne diyecek...
YanıtlaSil